Gençleri
peşine taktı
Athena; zıp
zıp zıplatan şarkıları, klipleri ve doğal tarzıyla gençleri peşine bir
taktı pir taktı! Konserlerinde ortalığı kasıp kavuran grup üyeleri, her
ne hikmetse hiçbir röportajda aşktan bahsetmedi bu güne kadar! Eh, doğal
olarak derhal olaya el koyduk ve ne yapıp edip konuyu aşka getirdik. Onların
bu taraklarda bezi olmadığını düşünenlerdensiniz çok yanılıyorsunuz!
Gökhan Oğuz,
solist, 11 Ekim 1976, terazi burcu
Turgay Gülaydın,
davul, 14 Ocak 1973, oğlak burcu
Ozan Taraçuha,
bas, 10 Temmuz 1974, yengeç burcu
Hakan Özoğuz,
gitar, 11 Ekim 1976, terazi burcu
+ Hiç
kusura bakmayın ama bu röportajda özel hayatlarınıza müdahale söz konusu
olacak. Hemen cevap istiyorum; kim, kiminle, nerede, ne zaman, nasıl?
Gökhan:
(Gülüşmeler biraz yatışınca) Şaka herhalde değil mi!
+ Hayır çok
ciddiyim. Artık Athena'nın aşk durumlarını öğrenme vakti geldi.
Gökhan:
Aşk mı? Hımmm, bence insanın yaşamı boyunca bir kere başına gelen bir şey.
Onu kontrol edemeyeceğiniz için bence erken yaşlarda başa gelmemeli. Aşık
olunca insan kendisini kısıtlıyor, acı çekiyor... Ama bir yandan da insanın
hoşuna gidiyor bu tür geyikleri yaşamak. Beğendiğim kızlar var fakat hiç
aşık olmadım. Sanırım aşık olursam şu anki kadar rahat ve eğlenceli olamam.
Turgay:
10 sene önce, ilk çıktığım kıza aşık olmuştum. Gayet zor ve özverili bir
iş.
Ozan:
Hiç aşık olmadım. Bu duyguyu bilmiyorum. Bu yüzden de tarif etmem sakıncalı
olabilir. Kötü bir şey sanki...
Hakan:
İlişkisi en düzgün giden benim bu durumda. Bir kız arkadaşım var ve ben
ona aşığım. Yapı olarak bir ilişkiyi bitirdikten sonra iki yıl kadar boş
dururum. Daldan dala konmam anlayacağanız. Aşık olunca onu düşünmek bana
büyük bir haz veriyor ama bazı yaptıkları da üzüyor; duygular birbirini
götürüyor. Yine de memnunum bu halimden.
+ Peki en
uzun ilişkiniz kaç yıl sürdü ve arkadaş kalabildiniz mi?!
Gökhan:
3 yıl sürdü fakat çok sık ayrılıp birleştik; yani bir yıl falan çıktık
sayılır. Hala arkadaşız. Bence aşk vazgeçememek, katlanmaktır. Hatta aşk
değil de elektrik daha güzel bir olay.
Turgay:
Benim çok kısa sürüyor ilişkilerim çünkü çok çabuk sıkılıyorum. En uzun
olanı toplasan toplasan iki yıl sürmüştür; onun da yarısı ayrılıp barışmakla
geçti zaten. Arada telefonlaşıyoruz.
Ozan:
Benim en uzun ilişkim iki yıl sürdü; İsveç'teydi. 3 ay görüşmüşüzdür herhalde.
Şimdi nerede bilmiyorum.
Hakan:
Benim de en uzun 1 yıl sürdü fakat dolu dolu bir yıl.(Hele şükür)
Gökhan:
Bu arada şunu eklemek istiyorum; bu tür konuları ilk defa bu röportajda
dile getiriyoruz. Belli çizgilerde konuşuyorduk eskiden, kimse bize kızmasın!
+ Özellik
mi güzellik mi?
Hakan:
Fazla gizemli, güzelliğini bariz bir şekilde sunan ve çok konuşan kızlardan
hoşlanmam. Samimi, tatlı, şeker kızlar favorimdir. Sarışın veya esmer gibi
standartlarım yok. Akıllı bir kız olmalı ve güzel giyinmeli. En önemlisi
de temiz olmalı. Hatta ailesinin nereden geldiği bile önemli.
Turgay:
Güzel
olmasa çekmez. Ruhu da fiziği de yerinde olmalı. Genelde kız arkadaşlarım
hep esmer oldu. Hatlara onem veririm; doğal olacak, güzel gülecek...
Ozan:
Hiç sarışın kız arkadaşım olmadı; çekmiyor fazla galiba. Standartların
çok üstünde bir beklentim yok. Aslında kısa saçlı kızlardan çok hoşlanırım.
Hakan:
Yüz hatları ve gülümsemesi benim için çok önemli. Boyu uzun, hatları da
düzgün olmalı. Bazen ses tonu bile çekici gelebilir insana. Şimdiki kız
arkadaşım kısa boylu ve kırmızı saçlı. Arkadaşlarımla uyum sağlayabilmeli.
+ Kız arkadaşla
tatil nasıl oluyor?
Gökhan:
Bir iki kez denedim. Hiç hoş olmuyor. Onunla rahat olamıyorum. Sürekli
kısıtlanıyorum. Zaten tatil dönüşü ayrılıyoruz. Yalnız olmak tercihim ama
bu çapkınlık yapmak isteyeceğim anlamına da gelmesin. Çevremiz çok geniş
ve kızın buna adapte olması zor oluyor. Mesela konuşmak istemeyeceğim anlar
olabilir. Böyle durumlarda üstüme gelinmemeli. Bunu başarıyorsa onunla
her yere giderim.
Turgay:
Kız arkadaşla bir aylık tatilin ancak 4 günü güzel geçebiliyor. Devamında
çok sıkılıyorum.
Ozan: Fethiye
turnemize kız arkadaşım da gelmişti. Aman Tanrım! Zaten Fethiye berbat
bir yer. Bir de onunla daha da kötü anlar yaşadım. "Havuza gidelim, denize
gidelim..." muhabbetleri beni öldürüyor.
Hakan:
Ben de eskiden kız arakadaşımla bir aylık tatile çıkmıştım ve sonunda birbirimize
uygun olmadığımızı anladık.
+ Tek gecelik
ilişkiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gökhan:
Hepimizin başından geçti tabii. Öyle bir vukuatın olabilir ama aslında
kız arkadaşın özel olmalı. O; hareketlerimi, nasıl yemek yediğimi, nasıl
yıkandığımı, kısacası herşeyimi bilmeli. Aslında çok güzel bir elektrik
alıp da güzel bir gece yaşanıyorsa zaten bunun devamı da gelir. Onu tekrar
görmek istersin.
Turgay:
Pek onaylamıyorum ama bazen oluyor işte!
Ozan:
Kimi ilişkiler böyle başlıyor.
Hakan:
Evet. Mesela benimki aynen öyle başladı. Şimdi ise boyutları bambaşka,
çok güzel... Mutluyuz!
+ Konserlerinizde
ön saflarda kendini yırtan kızlardan güzel olanlarını siz de kesiyor musunuz?
Hiç kafanıza iç çamaşırı yediniz mi? Acaba hanginiz revaçtasınız?
Gökhan:
Sahnedeyken aşağıdaki insanların hepsini bir bütün olarak görüyoruz. Hiçbirini
birey olarak seçemiyoruz. Zaten konsantrasyonu bozmamak lazım. Solist olarak
önde olduğum için ben daha çok ilgi topluyorum.
Ozan:
(Davulcu olarak otur otur canı sıkılıyordur!) Tabii ben nişan alıyorum
ve bagedimi en beğendiğim kızın gözüne fırlatıyorum. Revaçta olan Gökhan'dır.
Turgay:
Tabii! Bazen soyunmasını bile istiyorlar Gökhan'ın.
Hakan:
Bir konserde kafama gül attılar, gözüme giriyordu.
+ Bekaret
hakkında ne düşünüyorsunuz? Çağımızda önemini yitirdi gibi sanki!
Gökhan:
Anlaşabileceğim kişinin geçmişi çok önemli değil. Hatta ilk defa benimle
beraber olması sakıncalı bile. Kesin konuşmak istemiyorum ama bence kız
veya erkek her insanın belli deneyimlerden sonra uzun ve düzenli ilişkileri
olabilir.
Turgay:
İlk benimle beraber olması güzel olabilir fakat asla geçmişini sorgulamam
çünkü benim de bir geçmişim var. Sevgilimle birbirimizi çok sevsek ve 5
yıl bir şey yapmasak, bu da yanlış! Ya kendimden ya da ondan şüphe etmeye
başlarım bu sefer. Tecrübeli de olsun demiyorum çünkü değer verdiğim kızın
karşımda utanması bile bana haz veriyor.
Ozan:
Gidip herkesle beraber olsun demiyorum ama deneyimli olması da hoş bir
şey. Geçmişinden bana ne; onları unuttuğu sürece tabiii... Esas benimle
olan ilişkisinde nasıl olduğu önemlidir.
Hakan:
Bekaret konusu önemli değil ama merakını gidermesi için de bence bir takım
şeyleri denemiş olması gerekiyor. Daha önceki ilişkisi yoğun geçmişse ve
benimleyken hala eski ilişkisinin izlerini taşıyorsa iş o zaman sakata
biner. Benimle eskiyi sıfırlamış olmalı.
+ Ona hiç
çiçek verdiniz mi?
Gökhan:
Evet. Çok sarhoştum.
Turgay:
Gül vermek tarzımız değil aslında. Sevgililer Günü'nde usulen öyle bir
şey olmuştu.
Ozan:
Gül satan kadına para vermek için elime geçen parayı oracıkta harcadım.
Amacım kız arkadaşımı mutlu etmek değildi. Genelde ben hediye kabul ediyorum.
Hakan:
Bu çok komik. Uzun ilişkimizin biteceği gün ona bir kırmızı gül verdim
fakat pek işe yaramadı. Meğer sarı gül seviyormuş, ayrıldık!
+ İlişkilerinizi
nasıl bitiriyorsunuz?
Gökhan:
Bana hiç sorma. Çok sıkıcı bir durum çok...
Turgay:
Birdenbire.
Ozan:
O ağlıyor, ben gülüyorum.
Hakan:
Hiç acı çektirmeden onu kendimden soğutarak olayı kapatmaya çalışırım.
"Seni artık sevmiyorum, istemiyorum..." demek çok acı. Bunu yapamam.
+ Nereden
alışveriş yapıyorsunuz? Marka merakınız var mı?
Gökhan:
Bizim spor ve ikinci el kıyafetler hoşumuza gidiyor. Yakında Hollanda'ya
gideceğim ve alışverişim sırf 2. el olacak. Marka olursa Fred Perry seviyorum.
Kadife ve pamuklu pantalon giyiyoruz. Makosen ayakkabı mı? Asla!
Turgay:
Bir çekimde yumurta topuk giymiştim ve çok gülmüştük. Giyimde takıntımız
yok.
Ozan:
Bir milyondan elli milyona kadar, yakıştığı ve tarzımız olduğu sürece,
herşeyi giyeriz.
Hakan:
Konser sonraları imajı maker'lığınızı(!) yapalım diye yanaşan kızlar oluyor.
Bu olayın çok dışında kalıyoruz.
+ Rolling
Stones olayı müthiş. Grubun, 16 Eylül'de Türkiye'de vereceği konserdeki
ön grup siz olacaksınız!
Gökhan:
Henüz kesinleşmiş bir şey yok. Ön grup olma ihtimalimiz çok yüksek fakat
herşey her an değişebilir. Kim onlarla aynı sahneyi paylaşmayı istemez
ki; acayip gurur verici bir şey. Zaten babam Rolling Stones ve Beatles
hastası. Dolayısıyla bu teklifi duyunca çıldırdı. Ön grup olabilecek isimler
arasında; Kargo, Özlem Tekin, Şebnem Ferah, Teoman, Mavi Sakal, Bulutsuzluk
Özlemi de var. Biz de bunların arasındayız. Seçilmek elbette çok güzel
bir duygu.
+ Zengin oldunuz
mu bakalım? Hayalleriniz ve siz ne alemdesiniz?
Gökhan:
Her zaman kendimizi çekip çevirecek kadar paramız oldu. Çok paramız olsa
da hayatımızda uç değişiklikler yapmayız. Yaşam kalitemiz biraz daha yükselir.
Mesela son model bir Mercedes sahibi olmak hayalim değil. Bu paraya güzel
bir tesisat yaptırmayı tercih ederim. Binlerce plağım ve eski model bir
arabam olsun isterim.
Turgay:
Athena'nın kazancını sürekli dörde böldüğümüz için aramızda hır gür de
çıkmıyor. Gökhan solist diye daha fazla kazanmıyor. Zengin de olmadık.
Ozan:Bütün
paramı lüks şeylere yatıracağıma İngiltere'ye gidip bütün lig sezonunu
veya araba yarışlarını seyretmeyi tercih ederim.
Hakan:
Bir "Home Studio" kurmak hayalim var. Ben de BMW istemem. Lüksüm haftasonlarında
yurtdışına, mesela İskoçya'ya gitmek olabilir. Yurtdışında maçlara, gece
klüplerine, publara gider içeriz. Bir de kameramız olur. Herşeyi kaydedip
evde izleriz.
+ Bildiğim
kadarıyla hepiniz koyu Fenerlisiniz. Nedir şu zavallı sarı lacivertlilerin
hali?
Ozan:
Ne olmuş ki Fener'e! (Sinirlendi...)
Gökhan:
Sen başka takımı tutuyorsun galiba. (Tabiii ki Galatasaraylıyım!)
Turgay:
Son zamanlarda toparlanıyor takımımız. Galatasarayın bizi 4-1 yendiği gün
konserimiz vardı. Yansıtmamaya çalıştık ama çok üzgündük.
Hakan:
Bizim bir holigan parçamız var; Fener için yaptık. Daha fazla takımımızı
küçümseyeceksen seni kızımızla baş başa bırakalım. (Bahsettikleri kızın
adı Cia; kendisi 2 metrelik bir Danua!) |